9.2.10

Bazı şarkılar var; insanın hislerine göre anlam değiştiren.. 5 yıl önce aptal aşklardan bahsederken ölümü anlatıyor şimdi. Hiç bu açıdan bakmamışım..

Sur le fil, tout est calme et tranquille
Sur le fil, tout est simple et facile
Sur le fil, on se calme ...

Babam "net"in üzerinde.. Babam sakin..

Babamı özlüyorum. Kapıdaki anahtar şıkırtısı, kemikli parmaklarım, halımdaki leke, midemdeki ceviz, torpido gözündeki boş sigara paketleri kalbime saplanıyor.

Eski "belki"lerimi bulamıyorum. Uzun zamandır bu kadar çaresiz olmamıştım. Son saatinde bile, "en kötünün" aklıma düştüğü saniyede bile "Tamam, bu geceyi kötü geçiriyor olabilir, ama beyin kanamaları böyleymiş, bir ileri bir geri derken toparlarmış hasta" demekten alıkoyamadıydım kendimi. "Umut"lar üstüne alınmasın ama "umut" birşeymiş be.. Düşünmek istemiyorum. Beyin kanaması geçirdiği an neler hissettiğini, içinde bulunduğu "şaşkınlığı", kafasının karışıklığını düşünmeye gücüm yetmiyor. Yataktan düştüğünde anneme hala "sen bırak ben kalkarım" deyişini, o haliyle doğrulmaya çalışmasını düşününce çığlık atmak istiyorum.

"Keşke"ler ve "acaba?" kurtulamıyorum. Annemi dinleyip 1 saat önce gitseydi acile, 4 saat bekleteceklerine hemen çıkarsalardı nörolojik yoğun bakıma, ventriküle karışmasaydı kanama, ameliyata onay verseydi doktorlar ya da son gününde "rahat nefes alsın" siye mekanik ventilatöre bağlamasalardı.. Asistanlara bırakmasalardı.. Babacığım yanımızda olur muydu ki?

İnanamıyorum. Babamı bir daha göremeyeceğime inanamıyorum. Elime tutuşturulan helvayo yerken "babam için" olduğuna inanamıyorum. Aptal emo edebiyatı yapmak istemiyorum. Acındırıyormuşum gibi hissediyorum kendimi bunları yazınca.. Ama ihtiyaç hissediyorum işte.

Babamı özlüyorum. Rüyamda da göremiyorum artık onu. 3. gün mezarına gitmek lazım demişti teyzem.. Gitmedim diye bana küstüğünü düşünüp nefret ediyorum kendimden.

Herkes nasılsın diye soruyor.. Ne diyeceğimi bilemiyorum. "İyiyim", "İyi olmaya çalışıyorum", "Annemi ayakta tutmaya çalışıyorum", "İşte..".. Opsiyonlarım bunlarla sınırlı..

Olur olmadık anlarda "Baba!" diyorum durduğum yerde.. Gülerken ağlamaya başlıyorum. Çocukken ağladığımda babam beni güldürecek birşeyler söyler, sonra da "E canım gülüyor musun yoksa ağlıyor musun?" deyip beni daha da güldürürdü.. Gülüşünü özlüyorum.

Kendini bir kez bile övmemiş bir insanı övmek bana düşmez.. Ama benim babam dünyanın en masum, en yumuşak, en çalışkan, en başarılı, en mütevazi insanlarından biriydi. Ölümünün ertesi günü eve gelen iş arkadaşlarından duydum iyi tarım için, ülke için yaptıklarının çoğunu.. Başarılarını, itibarını eşiyle ve yavrularıyla bile paylaşmayacak kadar mütevazi bir insan olabileceğine inanamıyorum. Onun gibi olmak istiyorum. Ama imkansız biliyorum.

1 yorum:

Zeugma dedi ki...

Bu yazıyı henüz gördüm :(
Başın sağolsun..

Çok üzüldüm gerçekten.Acını paylaşıyorum ...

Yazın çok dokunaklıydı. duyguların olduğu gibi akmış..Çok etkilendim..
Hepimizin bu dünyadan bir ayrılış vakti var.
Ne 1 saniye önce ne de sonra... Dolayısıyla ne desek ne yapsak boş..

Babasını çok seven iyi bir evlat olduğun öylesine belli ki..
Herkesin başına gelecek bu acıyı yaşarken sana ve ailene sabır., babana rahmet diliyorum..
Mekanı cennet olsun..