afacan beşler etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
afacan beşler etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

19.8.08

gizli yediler / afacan beşler

bu serilerden bahseden varsa, bilin ki yaşı en iyi ihtimalle 30'a yaklaşmıştır.. gerçi tekrar basıldığını duydum ama, eskisi kadar hevesle okunacağını sanmıyorum..

bilmeyenler için: nedir bu gizli yediler / afacan beşler?

enid blyton'ın yazdığı iki farklı çocuk kitabı serisi.. isimlerinden de görüldüğü şekilde, "biz tam yedi cüceyiz" tadında, kişi sayısını çete adı olarak kullanan bir grup çocuğun maceralarını anlatıyordu.. hey gidi..

seksenlerin sonu çocuğu olarak; okulda milli eğitim bakanlığı tarafından tavsiye edilen ömer seyfettin hikayelerine yönlendirildiğim, bilgisayar ya da csi ny nedir bilmeden geçen yıllarda hayal gücümü en çok geliştiren kitaplar bunlardı diyerek abartabilirim.. (bu kitaplar olmasa csi ny ve türevi kriminal dizileri şu anda bu kadar hevesle izliyor olmazdım, en azından bu kısmı gerçek..)

tabii elin ecnebi çocuklarının bizden farklı imkanları vardı.. bahçelerinde toplantı yaptıkları evleri, annelerinin diktiği rozetleri, yine anne destekli zencefilli kurabiyeleri, sandviçleri, ançuezli bir şeyleri (her evde bulunabilecek gıdalara olan özentimden dolayı annemin, ançueze olan özentimden dolayı da o dönemde ançuez bulabileceğim tek yer olan pizzacıların başını ağrıtmışlığım var..), karamelaları (bizde tesis yok, mevlana şekeriyle ya da kitapta tasvir edilen karamelalar yerine içi susamlı mevlüt karamelasıyla büyüyen bir gençliğiz), köpekleri, el fenerleri ve daha bir sürü farklı ekipmanları olan küçük bir swat timi gibi geziyorlardı..

eh bir koli dolusu kitabı okumak hem acıktırıyor, hem de macera yaşamaya özendiriyor insanı.. yaşayalım ama nasıl? susanoğlu'nda çadır kurup elimizdeki karpuz dilimleriyle çadır kampını dolaşıp sokaktan yakaladığımız köpekle cinayet çözmeye kalksak rezil olacağımız için böyle bir şeye kimse teşebbüs etmedi.. maceralarımız gece tuvalete el feneriyle gitmekten ibaret olunca da güdük kaldı bizim serüven anlayışımız..

bu konuda yaptığım en büyük atılım kuzenimle kurduğumuz "şimşek çetesi" olsa da (yalan rüzgarı logosuna benzeyen, ŞÇ diye bir logo bile yapmıştık, heyhat), babasının "ahı ahı şerefsizler çetesi" diye dalga geçmesi ve gizli toplantı yeri olarak annemlerin yatak odası haricinde bir yer bulamamış olmamız sayesinde bir saat çete mensubu olduktan sonra atılımımı yarıda keserek çeteyi lağvettim ve yalnız çalışacağım bir döneme girdim.. hala mevlana şekeri yiyorum ve yolda bir ipucu bulma ümidiyle mazgallara bakıyorum ama, henüz pek başarılı olamadım..

bu kadar hatıra geçidinden sonra, şu sıralarda anne-baba olan yaşıtlarıma çocukları için bu seriyi almalarını öneriyorum.. farkındayım, çocuklar bir koli dolusu kitabı okumakla uğraşmaz, siz okuyup çocukluğunuzu hatırlarsınız, fena mı..

ayrıca, ömer seyfettin ve yalvaç ural eserlerinin inatla yaşamaya devam ettiği son yirmi yıl boyunca unutulan tüm yaratıcı eserlere de selamlarımı yolluyorum.. nadiren de olsa sizi hatırlayıp "hey gidi günler" diyorum ben, üzmeyin kendinizi..